PiVOLKA İçindekiler

 

Newton, Goethe ve Sosyal Bilimler
A. M. C. Şengör
[PDF] [HTML]

Euro'nun Finansal Piyasalar
Açısından Önemi
N. C. Okay
[PDF]

Rasgelelik
L. Özbek

[PDF]

Bir Afyon (!) Olarak Diktatörlükten
Demokrasiye Futbol

E. Işık
[PDF]

Bor Mucizesi I: Bor Mineralleri
Nedir, Kimlerdendir?

E. Serpek
[PDF]

PiVOLKA 3

Yıl: 2, Sayı: 3, Ocak 2003

Editörden... | Kıvılcım Romya
PiVOLKA 03Eğer Tanrı varsa ve evreni Tanrı yarattıysa, Tanrı mükemmel bir sistem yaratmış. Bu sistem içerisinde varlığının nedeni belli olmayan insan da mükemmel en az Tanrı kadar.

Yalnız bir fark var. Tanrı kusursuzluğun mükemmelliğini barındırırken; insanlar kusurlarıyla bu mükemmellikte yarattıkları kusursuz nüansla mükemmeller. İnsanlara bu nüansı yaratma fırsatı veren bilim; bilimi var eden insan; insanı var eden hayat-zaman işbirliğine karşı koyma hırsı, merak ve işlevselcilik. Tanrı var mıdır; yok mudur gerçekten bilinmez ama insanlığın hayatta yaşadıkları insanlık için gerçektir. Bu gerçeğin derdine düşmüş felsefe ile doğan bilim bugünlerine gelene kadar insanlıkla beraber zamanda sancılı bir yol izledi ve izlemeye devam etmekte. Bu yolda kimi zaman insanlık bilime düşmanmış gibi davrandı ama özünde belki de bilim insanlığı var etti.

Ne olursa olsun bilim insani kaygılara sahiptir. Savaşçıdır bir kere. Kendi içindeki düşmanlarla savaşır; daha doğruyu bulmak için savaşır ve onu yok etmek isteyenlere karşı savaşır. Sorgulayıcıdır. Kendini sorgular bir kere “Ben neyim; nereden geldim nereye gidiyorum diye?”; evreni sorgular. Kuşkuyla bakar içindeki her şeye. Ötesinde bile ne olduğunu merak eder. Meraklıdır da yani…Problem arar kimi zaman sadece çözmek için. Çözer ve çözdüğüne bir de uzaktan bakar doğru mu çözdüm diye. Olmamışsa bile bir zaman sonra döner tekrar, ya en baştan geçmişini reddedercesine yine çözmek için ya da çözümün şöyle bir saçını başını düzeltmek için. Hata yapar bilim kimi zaman. Bu yüzden bazen önce kendi canı yanar ve güvenini kaybeder. Kimi zaman da insanlığa kaybettirir. Emek harcar bilim, zaman harcar, duygusal olarak bağlanır yaptıklarına. Hayal kırıklıkları vardır bilimin başarısızlıklarında ama pes etmez. Hırslıdır bilim. Çünkü durması gereken noktayı bilmez. Belki de durması gerekmez. Yaptıklarının sonuçlarını görmek ister ve sadece kendini hedefler. Kendisiyle rekabet eder. Onu yaratan tek tek insanlara bağlıdır ama insanlıktan bağımsız, insanlığa çalışır.

Olanı anlamak bilimin telaşıdır. Olanı anlayacak ki olguları betimleyecek ve açıklamaya girişecek. Bütün bunları yaparken bilim rasgelelikten uzak, titizdir. Bunun içindir ki yöntemleri vardır bilimin. Yeri gelir bu yöntemlerini de anlama telaşına düşer, kendi yöntemleri bile sorun olur kendine. Ahlaklıdır bilim. Kendi adına gerçekleştirilen her şeyde gerçekleştirilmesini istediği normları vardır. Doğal olarak hırsızlık suçtur bilimde. Sahtekarlık yapamazsınız. Yalancı olamazsınız: Sadece yaptıklarınızla var olmak zorundasınızdır yapmadıklarınızla değil. Sevgilisi bile vardır bilimin; adı bilgi. Bilgi ile çetrefillidir ilişkisi. Bulur bulur kaybeder bilgiyi. Onu tekrar bulmak için yapar her şeyi. Savaşır gibi sevişir bilgiyle; sevişir gibi savaşır da…

Bilim, bilim insanlarının yaşam kaynağıdır; bilim insanları da bilimin… Albert Einstein da onlardan biridir. Hala ‘biridir’. Çünkü yaşam döngüsündeki rolü silinmiş olsa bile bilim onu kendi tarihinde yaşatmaktadır. Einstein’ın bir sözü de aslında buraya kadar bilimi anlatarak ulaşmaya çalıştığımız özü, O’nun kendi farklılığı ile kısaca özetliyor: “Uzun yaşamımda öğrendiğim bir şey var: Gerçeklikle ölçüştürüldüğünde tüm bilimimiz ilkel ve çocukça kalmaktadır ama gene de sahip olduğumuz en değerli şey, bilimdir!”

Bilim bugünlerine gelene kadar insanlıkla beraber zamanda sancılı bir yol izledi ve izlemeye devam etmekte…