PiVOLKA İçindekiler

 

Sanat ve Bilim Eğitiminde
Yaratıcılık
T. Çellek
[PDF] [HTML]

Tahvil ve Hisse Senedi
Piyasalarının Gelişmesini
Engelleyen Problemler
N. C. Okay
[PDF]

Linux
B. Kelçeoğlu

[PDF]

Asıl Soru Hangisi?
G. Işın
[PDF]

PiVOLKA 8

Yıl: 2, Sayı: 8, Eylül 2003

Editörden... | Okan Cem Çırakoğlu
PiVOLKA 08Bu yıl, Marie Sklodowska’ya yani daha iyi bilinen adıyla Madam Curie’ye fizik alanında Nobel Ödülü verilişinin 100. yılı. Radyoaktivite alanında yaptığı çalışmalar ve özellikle Radyum’u keşfetmesi Madam Curie’ye 1903 yılında Nobel ödülü getirse de o radyoaktif elementler konusundaki çalışmalarını sürdürdü ve 1911 yılında Nobel Kimya Ödülünü de almayı başardı. Nobel ödülü alan ilk kadın olması aldığı ödülün diğer bir anlamlı yönüydü. Yüzyıl önce radyoaktif elementler konusunda çalışma yapmanın ne anlama geldiğini kavramak zor olmasa gerek. Binlerce saatlik çalışma, tonlarca toprağın istenen duruma getirilmesi için gereken sayısız ayrıştırma işlemi, uykusuz geçen geceler ve yaşanan başarısızlıklar...

Bu süreci betimlemeye çalışırken Madam Curie ve eşi Pierre Curie’yi bugün bile anmamızı sağlayan şeyleri de özetlemiş oldum bir anlamda. Ancak unutulmaması gereken bir nokta var; onlar isimlerini tarihe yazdıran zaferleri teslim olmadıkları için elde edebildiler. Bilmeye, keşfetmeye, açıklamaya dair istekleri dönem dönem azalsa da, dirençleri kimi zaman kırılsa da pes etmediler ve sonuca ulaştılar. Kısacası tarihe ve bizlere örnek bir bilimsel yaşam sundular.

“İnsanları geliştirmeden daha iyi bir dünya kurmayı düşünemezsiniz. Bu sonuca ulaşmak için, her birimiz kendi gelişimimiz için çalışmalı ve aynı zamanda tüm insanlık için genel bir sorumluluk paylaşmalıyız; özeldeki görevimizse en çok yardımcı olabileceğimizi düşündüklerimize yardım etmektir.”

Bu sözleriyle Madam Curie, aslında bilimcinin ne yapması gerektiği konusundaki yolu parlak bir ışıkla aydınlatır. Bilimcinin toplumu bilgilendirmek ve onun gelişimine doğrudan bir katkıda bulunmak gibi görevleri var mıdır? sorusuna açık bir yanıt verir sanki. Evet, bilimci insanlık ailesinin ve kendi toplumunun gelişiminden sorumludur. Kuramsal ve uygulamalı çalışmalar yapmak bilimin ve insanlığın gelişimi için ne kadar gerekliyse, bu bilginin toplum yaşamında yer bulması da bilimcinin görevlerindendir. Ülkemizin yaşadığı sıkıntıları gördükçe böyle düşünmeden yapamıyorum. İnsanlarımız bilgisizlikten kendilerine, çocuklarına, birbirine zarar veriyor. Yeterliliği ve yetkinliği belli olmayan insanlar “uzman” maskesi altında güya “bilimsel” bilgilerle halkı yanıltabiliyor ve birçok durumda gerçek bilimciler buna sessiz kalabiliyor. Medyumlar, falcılar, cinciler hız kesecekleri yerde, kimi zaman resmi işyerleriyle ve kimi zaman İnternet siteleriyle kendilerini meşrulaştırma yolunda sağlam adımlar atıyorlar.

Sanırım, Madam Curie’nin sözünü ettiği sorumluluk ve görevi almanın zamanı geldi de geçiyor bile. Bu görevi yerine getirmenin en doğru yolunun insanları bilgilendirmek olduğuna inanıyorum. Bilimcinin, bilgi bombardımanı altında ne düşüneceğini, neye inanacağını şaşırmış bir topluma yapabileceği en iyi yardım da topluma güvenilir, geçerli ve tutarlı bilgi vermektir herhalde.

Bu yazıda Madam Curie’yi ve eşi Pierre Curie’yi anımsadık hep birlikte ama geride anımsanmayı ve unutulmamayı hak eden binlerce değerli bilimci var. Hepsine bir teşekkür borçluyuz. Geleceğe altından kalkılamayacak bir borç bırakmak istemiyorsak, bilimciler olarak en azından bir kere daha görevlerimizi yeniden düşünelim ve gerekeni yapalım artık.