PiVOLKA İçindekiler

 

Optimal Para Sahası İçindeki Euro
Ö. Gökdemir
[PDF]

Seçilen Dilin Doğruluğu Üzerine...
T. Çellek
[PDF]

Doğu’da Göçün Temelleri
B. A. Demirel

[PDF]

İnsanlaşmış Teknoloji: Soğuk
Çeliğe Yüklenen Duygu

Y. İdiz, S. Saltık ve A. G. Şahin

[PDF]

Yürekten Bağlılık: Nereye Kadar?
A. Özen
[PDF]

Bilimsel Etik Kurullarının
Gerekliliği

İ. Ortaş
[PDF]

PiVOLKA 14

Yıl: 3, Sayı: 14, Nisan-Mayıs 2004

Editörden... | Zuhal Yeniçeri
PiVOLKA 14Tüm hayatımızın özeti, bir seçimler kümesi. Dünyayla tanıştırılmamız bile, bize ait olmasa da, bir seçimin ürünü. Anne karnından getirdiğimiz birtakım özellikler dışında bütünüyle şekillenmemizi, en baştan itibaren yaptığımız tercihlerle ve aldığımız kararlarla biz belirliyoruz. Her ne kadar “özgür irade” dediğimiz kavram çeşitli tartışmaların konusu olsa da ve bazılarında son derece ütopik algılansa da, en azından bize sunulan seçenekler arasından bir tercihe ulaşarak özel ve kamusal benliğimizi oluşturuyoruz. Hangi kıyafeti giyeceğimiz, hangi yemeği yiyeceğimiz, hangi oyunları oynayacağımız, hangi televizyon programını izleyeceğimiz, hangi okula gideceğimiz, hangi dersleri alacağımız, hangi kadın veya erkekle evleneceğimiz, hangi meslekle boğuşacağımız, hangi alana yatırım yapacağımız vesaire vesaire vesaire...

Gündelik yaşamımızı devam ettirmek için de az önce sıraladıklarım gibi birçok karar alma süreci içerisine giriyoruz. Bunların bazıları oldukça önemsiz görünse de, bazıları da bir o kadar hayati kararlar. Hepimiz hayatımızın belirli dönemlerinde, o hayatın diğer dönemlerini belirleyecek koşulları bir orkestra şefi gibi yönetmek durumundayız. Orkestra şefi olarak tüm enstrümanları, notaları, müzisyenleri fark ettiğimiz ve tanıdığımız ölçüde ortaya çıkacak müzik harmonik ve anlamlı olacaktır.

Belki de “özgür irade” gerçekten pratiği olmayan bir kuramdan ibarettir. Her yıl yaklaşık 1,5 milyon genç üniversite sınavına giriyor ve bu sınav için birkaç yıl da, sunulan ‘şıklardan birini işaretlemeyi’ öğrenip bir doğrunun katili olan dört yanlışla köşe kapmaca oynuyor. Sonuçta yine tercih rehberinden sıralama yapıp eğer gerçekten şanslılarsa, öyle ya da böyle hayatlarında bir kırılma noktası oluşturacak üniversite yaşamının bir parçası oluyorlar. Aslında tam bir “kaos” hikayesi; tercihler, olasılıklar ve insan hayatı; “kaos”.

Sınavlar bir sistem ürünüdür. Birçok değişken etkili olur ve sonuçta katilleri uzak tutarak yaptığınız doğrularla puanlar alır, okullara ya da iş yerlerine adım atarsınız.

Bazen de yoktur sistem; her şey sosyal etkiden ibarettir ve de elbette reklamlardan. ‘İnsanlaşmış Teknoloji: Soğuk Çeliğe Yüklenen Duygu’ başlıklı yazıdaki gibi hangisi size en mükemmel sunulursa onu satın alırsınız. İhtiyaçlar, ekonomi, işlev çok arka sıralardadır çoğu zaman eğer siz o cafcaflı kancaya takıldıysanız. Ambalaja bakar, sunulanlardan birini gider alır boyalı gözleriniz.

Bazen düşünüyorum ve düşündükçe de korkuyorum; acaba tamamen bana ait bir karar var mı? Yoksa hayatımı yöneten, olasılıkların hüküm sürdüğü kaos mu? Acaba diğer insanlar mı beni belirleyen ve gün gelip ‘reklamları izlediniz' mi diyecekler? Zarları kim atıyor bu oyunda? Öte yandan herkes gibi ben de yargılıyorum kendimi ve kararlarımı. Hangi birinde ne gibi hatalar yapıp yaşamlarımıza haritadan yollar çiziyoruz acaba? Mümkün olan en az hatayı yapmak için ne derece önyargılardan uzak kalıp rasyonelleşebiliriz?

Tülay Çellek’e temennisi için teşekkür ediyorum: “Doğrularınızın seçiminin size kalmasıdır dileğim...”