PiVOLKA İçindekiler

 

Evriminizi Nasıl Alırdınız?
M. Tümer
[PDF]

Gelişen Sağlık Teknolojileri
ve Biyomedial Mühendisliği
T. Uyar
[PDF]

Psikoloji Penceresinden Engel
ve Engellilik Kavramlarına Bakış

P. Deniz
[PDF]

Yaşam Öykülerinden
İkincil Travmaya Giden Yolda Sığınmacılarla Çalışmak

O. C. Çırakoğlu

[PDF]

Yeni Nesil Akademisyenler
D. Kökdemir
[PDF]

PiVOLKA 29

Yıl: 8, Sayı: 29, Ekim 2018, ISSN: 2587-022X

Editörden... | Canay Doğulu

İnsan doğası, sürekli bir arayış halinde. Bulunduğu sosyo-kültürel bağlam içerisinde insan, kendini arıyor; bu bağlamın neresinde olduğunu anlamaya çalışıyor. Bu arayış, etkin-edilgen ve bilinçli-bilinçsiz boyutlarında farklılık göstermekle beraber temel bir ihtiyacı da karşılıyor. İnsan, arayışını sürdürdüğü derecede hayatı daha anlamlı yaşayabileceğine, kendini ve ilişki içerisinde olduğu diğerleriyle olan etkileşimini bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak öngörebileceğine inanıyor belki de. Zira, evrimsel bakış açısına göre, geleceği bilmenin kişiyi tehlikelerden koruma ve dolayısıyla kişinin hayatta kalmasına yardım etme gibi bir işlevi var. Arayış önemli; peki, bu arayışın merkezinde ne var? İnsanın arayışını yöneten bir benliği var.

Özellikle Hazel Rose Markus ve Shinobu Kitayama öncülüğünde yürütülen, kültürel bağlamda benliğin doğasını ve işleyişini anlamaya yönelik araştırmalarda, farklı kültürlerdeki bireylerin kendilerine ve diğerlerine yönelik farklı benlik kurgularına sahip oldukları görülür. Bu kurgusal farklılıkla beraber, bireylerin kendi-diğer kesişimindeki benlik kurguları da kültürel farklılık gösterir. Benliğin kültür karşısında geçirdiği bu dönüşüm, bireylerin bilişsel, duygusal ve motivasyonel deneyimlerini şekillendirmesi sebebiyle sosyal psikoloji alanyazınında yaygın çalışılan konulardan biri olmuştur. Bu bağlamda; toplumsal düzeyde ele alınan kültürel değerler olarak bireycilik ve toplulukçuluk, bireysel düzeyde özerk ve ilişkisel benlik kurguları olarak ele alınır. Bireyci kültürlerde görülen özerk benlikte, kişisel özellikler ve hedefler çerçevesinde tanımlanan bireysel bir kimlik söz konusudur; bireysel başarı ve kendini gerçekleştirme ön plandadır. Toplulukçu kültürlerde görülen ilişkisel benlikte ise, diğerleriyle olan ilişkiler çerçevesinde tanımlanan sosyal bir kimlik görülür; grup hedeflerine bağlılık ve grubun bütünlüğü önemlidir.

Benlik kurgularında görülen bu kültürel farklılık, daha çok “fiziksel” gerçekliğe dayanan ilişki tanımlarına ve örüntülerine dayanır. Bireyin diğerleriyle olan ilişkilerinin kendi benliğiyle ne kadar kesiştiği (ilişkisel benlik) ya da kesişmediği (özerk benlik), öznel fiziksel deneyimler temelinde şekillenen zihinsel şemalara göre belirlenir. Ancak; sanal gerçeklik ile gerçekliğin, yapay zeka ile zihnin sorgulandığı günümüzde benlik kurgularımızın nasıl bir dönüşüm geçireceği (ya da geçirmekte olduğu) sorusu akla gelmektedir. Öznel fiziksel deneyimlerle beraber; günlük hayatta ve iş hayatında gitgide yaygınlaşan, öznellikten uzaklaşan ve sanallığın baskın olmaya başladığı deneyimlerle insan arayışına devam etmektedir. Peki, arayış, aynı arayış mıdır? Arayışı yöneten benlik aynı benlik midir? Kültür-benlik etkileşimini nasıl bir süreç beklemektedir? Keyifli okumalar.