PiVOLKA İçindekiler

 

Kurallarla Geçen Bir Yaşam: Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu
Ç. Ünal
[PDF]

Prototip Bir Işık Gibi; Bizler ise Işığa Yönelen Sinekler
F. Bayrak
[PDF]

Aklımın Aklı: Yapay Zeka
E. G. Ergür
[PDF]

Romantik İlişkilerin Gücü
A. Saçaklı

[PDF]

Biriktirmenin Yolculuğu: Dün, Bugün ve Yarın Biriktiricilik Bozukluğu
G. Kavalcı
[PDF]

PiVOLKA 32

Yıl: 9, Sayı: 32, Temmuz 2019, ISSN: 2587-022X

Editörden... | Zuhal Yeniçeri

PiVOLKA 32

Zaman, hayatın önemli bir boyutu. “Zamana bırakmak” gibi olumlu atıflarımız ve kendisinden iyileştirici / onarıcı beklentilerimiz olsa da, zaman canlılar için hep ve sadece “son”a giden bir doğru. İlk kalp atışının sesi yankılandığında, o “son”a gerisayım başlamıştır. Yaşamın başlangıcı gibi değerlendirilen o ses, aslında sadece ve sadece “son”un başlangıcıdır. O kalp atışının ilk yankılandığı andan bir daha duyulmayacağı ana kadar geçen süre, kimine göre uzun kimine göre kısa ama herkes için bir “anlam” bulma mücadelesi aslında.

Üzerinde yaşadığımız gezegenin ve canlıların tarihi düşünüldüğünde, insanın geçmişi zaten bir “an”lık. Ancak o “an”ı dolduran her şey, hem gezegeni hem de tüm canlıları etkiliyor. Tüm yaşam mücadelemizi ve anlam arayışımızı bu “an” içerisinde gerçekleştiriyoruz. Türümüzün devamı için verdiğimiz hayatta kalma mücadelesini kabul etmek belki daha kolay. Ancak o “an”daki, yani aslında insan ömründeki, o anlam arayışı ve bu arayıştan ya da sonuçlarından kaynaklanan tüm çıktılar, kolay olmanın çok uzağında.

İnsanın bilinçli farkındalığa sahip olması, bu farkındalığın yükünü taşıması anlamına da geliyor. İşte o ilk kalp atışı bu nedenle romantik ve o son kalp atışı yine bu nedenle hep çok hüzünlü ve hep erken. Diğer insanlar yine bu nedenle önemli ve vazgeçilmez. Yeni Hayat (Cast Away) filminde, fırtına nedeniyle Pasifik Okyanusu’na düşen bir kargo uçağından canlı kurtulan ve yalnız bir adaya düşen Chuck’ın (Tom Hanks) kargo paketlerinin birinden çıkan voleybol topuna bir yüz çizerek verdiği sosyalleşme çabası yine bu yüzden. İnsan, ne insanla yapabiliyor ne insansız. Voleybol topu Wilson’ı en önemli arkadaşımız yapacak kadar muhtacız “diğer”ine. Aynı “diğeri”, canını alabileceğimiz kadar katlanılmaz bizim için.

Hep bir yöne doğru akan zaman içerisinde,”an”lık ömrümüzde sırtımıza ağır yük olan farkındalığımızla hep bir gel-git içerisinde zihnimiz.

Öyle mi geçekten? Yoksa bu akış da bir kurgu mu? Yani o anlamlar silsilesinden biri mi sadece?

Neden olmasın?

Kim demiş zaman hep tek yöne akar diye? Kim demiş sadece insandır farkında olan? Ya da kim söylemiş üzerinde canlı yaşayan tek gezegen dünya diye?